Hürmüz Boğazı’ndaki devam eden istikrarsızlık, küresel piyasaları derinden etkileyerek, yalnızca petrol ve doğal gazla sınırlı kalmayıp, stratejik ham maddeler üzerinde yeni bir “ticaret savaşına” zemin hazırladı. 28 Şubat’tan bu yana artan askeri hareketlilik, uluslararası emtia borsalarında kritik minerallerin fiyatlarında belirgin bir yükselişe yol açtı. Bu mineraller, savunma sanayisi ve yüksek teknoloji üretimi için hayati öneme sahip olup, arz güvenliğine dair endişeleri artırarak piyasaların daha da kırılgan hale gelmesine neden oldu. Elektrikli araç bataryalarından rüzgar türbinlerine, yapay zeka çiplerinden gelişmiş askeri sistemlere kadar geniş bir yelpazede kullanılan bu mineraller, küresel üretim zincirinin temel bileşenleri arasında yer alıyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI SÜLFÜRİK ASİT TEDARİKİNDE STRATEJİK ROL OYNAYOR
Sülfürik asit, modern sanayinin en önemli kimyasallarından biri olarak öne çıkıyor. Minerallerin ayrıştırılması ve çeşitli kimyasal süreçlerde kritik bir rol oynayan bu madde, madencilikten kimya sektörüne kadar birçok alanda üretim süreçlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Krizin merkezinde yer alan Hürmüz Boğazı, sadece enerji değil, aynı zamanda küresel kükürt arzı için de kritik bir geçiş noktası olarak dikkat çekiyor. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) verilerine göre, Orta Doğu, dünya kükürt arzının yaklaşık yüzde 24’ünü karşılıyor. Hürmüz Boğazı’nın Asya’daki işleme merkezlerine kükürt akışını kontrol etmesi, bölgedeki gelişmelerin piyasalara olan etkisini artırıyor.
Yaşanan çatışmaların ardından kükürt fiyatlarında ilk aşamada yüzde 10-15 arasında bir artış gözlemlenirken, lojistik maliyetlerin yükselmesi nedeniyle teslimat fiyatlarında daha belirgin artışlar kaydedildi. Piyasa verileri, ton başına yaklaşık 500 dolar olan kükürt fiyatının bazı pazarlarda 900 dolara kadar yükseldiğine işaret ediyor; bu durum maliyet baskısının hızla arttığını gösteriyor. Bu gelişmeler, sülfürik asit piyasasında da baskıyı artırırken, etkilerinin özellikle küresel nikel üretiminin yüzde 60’ından fazlasını karşılayan Endonezya’da daha belirgin hissedildiği düşünülüyor.
Krizin ham madde boyutundaki en önemli gelişme ise Çin’den geldi. Uluslararası medyada yer alan bilgiler, Pekin’in Hürmüz Boğazı’ndaki çatışmaların küresel kükürt arzını etkilemesi üzerine mayıs ayından itibaren sülfürik asit ihracatını durdurmayı planladığını ortaya koydu. Uzmanlar, bu adımın Endonezya’daki nikel tesislerinden Şili ve Afrika’daki bakır operasyonlarına, hatta küresel gübre üretimine kadar geniş bir alanı tehdit edeceği konusunda uyarıyor. Küresel nikel üretiminin yüzde 50’sinden fazlasını kontrol eden Endonezya’nın, kükürt bağımlılığının ülkedeki üretim süreçlerini aksatacağı öngörülüyor. Lojistik kısıtlamalar nedeniyle sülfürik asit arzının kısa vadede alternatif rotalara yönlendirilememesi, madencilik sektöründe üretim sürekliliğini ciddi anlamda riske atıyor.
BATARYA ÜRETİMİNDEKİ KRİTİK ROLÜ
Modern nikel üretim süreçlerinin vazgeçilmezi olan sülfürik asit, elektrikli araç bataryaları için de son derece önemlidir. Elektrikli araç bataryalarında kullanılan yüksek saflıktaki nikelin her bir tonu için 8 ila 10 ton kükürt gereklidir. Batarya kalitesindeki saflık zorunluluğu, geri dönüştürülmüş veya düşük kaliteli asit kullanımını kısıtlayarak sektörü tamamen birincil kükürt arzına bağımlı kılmaktadır. Uzmanlar, Endonezya’nın kükürt ihtiyacının yüzde 75’ini Orta Doğu’dan ithal etmesi ve Çin’in ihracat kısıtlamalarının, ülkenin “küresel batarya merkezi” olma hedefinin önündeki en büyük lojistik engel olduğunu vurguluyor.