‘Ekonomide yön için konjonktür önemli’

‘Ekonomide yön için konjonktür önemli’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim sonrası ekonomi yönetiminde yaptığı değişiklikler sonrası, yeni dönemde atılacak adımlar herkes tarafından merak ediliyor. Üretim, istihdam ve ihracat odaklı ekonomi modelini hayata geçiren Türkiye’nin yeni dönemdeki yol haritasını İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener ile konuştuk. Pandemi sonrası küresel sermaye akışının hızlandığını ve yönünü aradığını belirten Şener, yeni dönem politikaları belirlenirken bu durumun göz ardı edilmeyeceğini dile getirdi. Diğer taraftan Amerika ve Avrupa başta olmak üzere tüm dünyadaki faiz artışları da sermaye akımları açısından önemli bir kriter olacaktır dedi. Türkiye krizden en az etkilenen ülkelerden biri olmayı başardı. Tedarik sorunları, gıda ve enerji fiyatlarındaki artış küresel çapta enflasyonu bütün ülkelerde tarihi zirvelere taşıdı. Ekonomi politikalarının dönemsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Sefer Şener’in Yeni Şafak’a yaptığı açıklamaların satır başları şu şekilde:

SERMAYE AKIŞI TEKRAR HIZLANIYOR

AK Parti hükümetinin göreve geldiği süreçte küresel çapta çok yoğun bir sermaye akımı vardı. Doğal olarak da o dönem uygulanan politikalar bu sermaye bolluğundan yararlanma yönündeydi. Bu politikalarda da başarılı olundu. Doğrudan yatırımlarda da ciddi başarılar sağlandı. 2008 krizinde izlenen politikalarla Türkiye krizden en az ölçüde etkilendi. Daha sonra 2020 yılında yaşanan pandemi bütün ekonomileri içine kapattı. Sermaye akımları dururken, ekonomiler daha farklı sorunlarla mücadele etmeye başladı. O kadar zorlu bir dönemde dahi Türkiye’nin üretimi ve ihracatı hız kesmedi.

İzlenecek politikalar neye göre belirleniyor?

Şunu iyi ayırt etmek lazım. Ekonomi politikaları hükümete aittir. Merkez Bankası ve diğer kurumlar, hükümetin üst politikasına göre hareket eder. Dolayısıyla o dönem o politikalar uygulandı ve bunlar gayet normaldi. Şimdi farklı bir döneme geçildi. Bundan sonraki süreçte de farklı birtakım politikaların uygulanması gayet doğal olacaktır. Eğer küresel ve dönemsel şartlar gerektiriyorsa ülke menfaatine olacak her türlü politika benimsenebilir. Finansal istikrar esneklik gerektirir.

Nureddin Nebati dönemini nasıl değerlendirirsiniz?

Sayın Şimşek’in devir teslim töreninde belirttiği gibi Sayın Nebati zorlu bir dönemde görev yaptı. Küresel çapta tedarik sorunlarının olduğu enerji ve gıda fiyatlarının tavan yaptığı ve tüm ülkelerde enflasyonun yükseldiği bir dönemde görev yaptı. Türkiye, 2020 yılında Çin ile birlikte pozitif olarak büyümeyi başaran iki ülkeden biri oldu. Daha önceki uygulanan politikaların şüphesiz pozitif yönleri de negatif yönleri de olmuştur. Mesala ekonomi bu dönemde de büyümeye devam etti. İstihdam ve ihracat artışı da korundu.

Hükümet pandemi döneminde düşük faiz politikasını benimseyerek, üretimini devam ettirdi. Buradaki amaç, düşük faizli finansman sağlayarak, işletmelere üretimlerini devam ettirmeleri için omuz vermekti. Hükümetin önceliği sermayenin gerekli yani selektif yerlere gitmesiydi. Düşük faiz politikasının istihdama da katkısı oldu. Aslında bütün ekonomilerin istediği düşük faizdir. Ama konjonktürel olarak enflasyonu da göz önüne alarak faiz politikası belirlenmelidir diyoruz.

SERMAYE KÜRESEL SİYASETTEN ETKİLENEBİLİYOR

Kur Korumalı Mevduat’ı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kur Korumalı Mevduat faaliyete geçtiği andan itibaren ciddi anlamda kurun stabil kalmasını sağladı. Kurdaki stabilizasyon sağlanmış oldu. Ancak Kur Korumalı Mevduat ilk çıktığında politika faizinin üzerinde bankalar üç puan daha koyabiliyordu hatırlarsanız. Sonra bu serbest bırakıldı. Eğer baştan bankaların eli serbest bırakılsaydı, mevduata çok daha büyük talep gelirdi ve bunun çok büyük bir kesimi de bankalar tarafından karşılanabilirdi. Ama neticede kurda stabilizasyon sağlandı ve belli ölçülerde dolarizasyon azaltılmaya çalışıldı. Bundan sonraki süreçte Kur Korumalı’ya gerek kalmayabilir. Biraz da ülkeye sermaye girişi çıkışıyla alakalı. Sermaye girişini çıkışını sadece faize de bağlamamak lazım. Sermayenin de bir politikası var. Özellikle Donald Trump ile birlikte sermaye hareketleri politik olmaya başladı. Sermaye akımlarında biraz politik davranılabiliyor.

ORTA VADELİ PROGRAM 5 YILA IŞIK TUTACAK

Şartlar değiştiği için yeni politikaya göre üretim şartları da değişecektir. Tabii ki yeni uygulanacak politikanın da pozitif ve negatif yönleri olacaktır. Ancak orta vadeli programla birlikte yapısal düzenlemelerde ön plana çıkarılırsa kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde nitelikli büyümenin önü açılacaktır. Diğer taraftan orta vadeli program kalıcı ihracat artışı, kurlarda istikrar ve nihai hedef olan tek haneli enflasyona uluşması açısından önemli olacaktır. Diğer taraftan yapısal düzenlemeler cari açıkta da iyileşme sağlayacaktır.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir